Okuma Güzergahı İlk Oturumunun Değerlendirilmesi

0
267

İSEFAM Kitap Müzakerelerinde bu yıl okuma güzergahı üzerinden metalaşma, hız, zaman, anlatı kavramları temelinde ilk üç oturumu; yavaşlık, faydasızlığın faydası, durmak, düş(ün)mek, büyümeme kavramları temelinde ise ikinci üç oturumu gerçekleştirilecektir. İlk oturum 30 Mart Çarşamba günü İSEFAM Seminer salonunda katılımcılar ile gerçekleştirilmiştir. Bu yazının amacı ilk oturumda tartışılan temel meseleleri aktarmak ve hem kitapları okuyacak kişilere nelerin hangi bağlamda tartışıldığını göstermek hem de diğer oturumlara katılacak kişilere bir bakış açısı sunmaktır.

Okuma güzergahının ilk oturumunda Kojin Karatani’nin Dünya Tarihi Yapısı kitabının 27-103. Sayfalarını ve K. Polanyi’nin 114-124. Sayfalarını okuyup, tartıştık. Öncelikle okuma güzergahına bu kitaplardan başlama sebebi metalaşma, hesaplama, birimleşmenin temelinde olduğu modern iktisadi düzenin yıkıcılığının anlaşılmasını sağlamaktır. Özellikle Karatani’nin dünya tarihine üretim araçlarının sahipliği üzerinden değil de mübadele tarzları perspektifinden getirdiği bütüncül yaklaşımı Polanyi’nin meta hayalleri üzerinden açıkladığı dönüşümle bir nevi B tipi mübadele tarzından C tipine geçişi açıklaması meta mübadelesinin ulaştığı boyutları göstermektedir.

Karatani’nin açıkladığı mübadele tarzları (A,B ve C tipi) tarihin her döneminde görülmüştür yani bu mübadele tarzlarından birinin diğerlerine daha baskın olduğu zamanlarda diğerleri yok olmamakta sadece daha az görünür olmaktadır. Okuma güzergahı bağlamında ilk oturumun temel meselesi Karatani ve Polanyi’yi bir arada buluşturan C tipi mübadele tarzı olarak meta mübadelesinin hakim olduğu modern kapitalist iktisadi düzendir. Polanyi, bugünün iktisadını toplumsal ilişkilerinin içine oturtulması yerine, toplumsal ilişkilerin iktisadi sistem içine yerleştirilmiş olduğunu belirtmektedir. Peki toplumsal ilişkilerin iktisadi sistem içine yerleşmesini sağlayan süreç nedir? Metalaşma.

C tipinin meta mübadelesi olduğunu belirtmiştik. Polanyi’nin Büyük Dönüşüm’de vurguladığı insanın emek gücü metasına indirgenmesi, doğanın, toprağın alınıp satılabilir bir metaya dönüştürülmesi ve paranın meta olarak hayali, insan-insan ve insan-doğa ilişkilerini hesaplanabilir, biriktirilebilir her şeyi servetin bir uzantısı olarak görebilen bir kisveye büründürmüştür. Kenan Göçer’in tabiriyle bir’in iki olması için öncelikle bir’in tanımlanması gerekmektedir. Örneğin bir duvarın uzunluğunu ölçmek için öncelikle bir metreye yani birime ihtiyaç vardır. Bütün parçalanmadan ölçülemez. Oturumda bunun (metalaşmanın, hesaplamanın, birimleşmenin) sözlü kültürden yazılı kültüre geçişle başlayan sürecin bir devamı olduğu konuşuldu. Walter Ong’tan birkaç alıntı yaparsak:

“Sesin hakim olduğu sözel iktisat, çözümleyici, parçalayıcı (ki bu, yazıyla görüntülenen kelimeyle gelecektir: görüntü parçalar) değildir, kelimeleri kümeleyen (uyum sağlayan) eğilimle bağdaşır.” (Ong, 2018:92)

“Alfabe, kelimeyi olaya değil, anında tamamıyla var olan, bölünebilir, ister ters ister düz yazılabilir bir nesneye çevirir.” (Ong, 2018:111)

“Yazı ve matbaa kültürüne gelince, metin, içeriğini fiziksel olarak birbirine bağlar, okur, ipini kaçırdığı düşünceyi istediği kadar üst üste koyup, aradığı düzeni tekrar elde edebilir. Metinden yoksun birincil sözlü kültürlerdeyse anlatı, başka söz sanatlarına oranla düşünceyi parçalamadan, bir bütün olarak çok daha uzun yaşatır.” (Ong, 2018:166)

Ong’un “Sözlü ve Yazılı Kültür” eseri, ayrı bir oturumda uzun uzadıya tartışmayı beklemektedir. Bu okuma güzergahı bağlamında daha sonra da gelineceği üzere, anlatının kaybı meselesini bir kenara not etmek gerekmektedir.

Oturuma dönersek Bir’in iki olması ve bir-iki-m’in doğmasında metalaşma kadar “m” sesinin ifade ettiği “benim birikimim”, yani mülkiyet anlayışı üzerinde durulan diğer bir mesele oldu. Birikim ve mutlak mülkiyetin bir araya gelerek özellikle insan-doğa ilişkilerinin geldiği boyut çevremizdeki kirlenme, doğanın yaşanamaz bir hale doğru gidişinden bağımsız değildir. Okuma güzergahında meselenin bu boyutunu, Hickel’ın “Çoğu Zarar Azı Karar” kitabında daha detaylı bir şekilde tartışacağız.

Meta mübadelesinde mülkiyet karşıya devredilir, mülkiyeti elde etme hakkına sahip olmaktır. Armağanda ise kullanım hakkı devredilir. Para stoklamayı ve mülkiyeti genişletmeyi teşvik eder, armağan mülkiyet ve arzuyu reddeden bir kuvvettir, çünkü yükümlülük (verme yükümlülüğü) doğurmaktadır.

“Paranın gücü, başkasını fiziksel, ruhsal zorlamaya gerek olmadan, karşılıklı rızaya dayanan mübadeleler aracılığıyla hayata geçirir. Bu şiddete dayanan tahakkümden farklı bir sınıf tahakkümü beraberinde getirir.”

A Tipi – Karşılıklılık – Armağanın Gücü – Kabile – Topluluk Kanunları

B Tipi – Yağma, Yeniden Bölüşüm – Statü / Devlet – Devlet Kanunları

C Tipi – Meta Mübadelesi – Sınıf – Uluslararası Kanunlar

İkinci oturumda Byung-Chul Han’ın Psikopolitika ve Güzeli Kurtarmak eserleri, üçüncü oturumda tartışılacak Zamanın Kokusu eseri için bir alt yapı oluşturma çabasını ifade etmektedir. İlk üç oturumun temel amacı birimleşme, nesneleşme ve metalaşmanın geldiği boyutları “hız” meselesi çerçevesinde ele alıyor/alacak.  

Abdullah Talha GENÇ